İkna ve Sunum [Kitap]

Ben topluluk önünde konuşmayı çok severim. Tabii hakim olduğum bir konu olduğunda. O zaman ne bir korkum olur ne de heyecan duyarım. Sanki karşımdaki kişilerle sohbet halindeymişim gibi hissederim. Ama tabii her an sunum yapabilecek bir işte çalışıyorsanız, bunu nasıl daha iyi bir hale getirebilirim diye düşünebilirsiniz.

Ben bu yüzden bugün size bir kitap önerisinde bulunacağım: Peter Coughter tarafından yazılan İkna ve Sunum… 

Kitabı okurken ”etkili sunum yapma’‘ ile ilgili bazı yerlerin altını çizmiştim. Belki almadan önce fikir sahibi olmak istersiniz.

  • Bize öğretilen bir şeyi kolayca unuturuz, oysa kendi başımıza keşfettiğimiz şeyleri unutmak zordur.
  • İşin ne kadar zor olacağını bilsek, asla yapmazdık. Ama bilmiyorduk ve yaptık.
  • Herkes bu işi istiyordu. Bizimse ona ihtiyacımız vardı. Ve işi aldık.
  • Sadece en iyi çalışmaya, en iyi fikirlere sahip olmak yeterli değildi.
  • Rekabetçi olmak yeterli değildi. İkna edici olmalıydık.
  • Öğrenmeye devam ediyorum, öğrenmek öğretmenin anahtarıdır.
  • Amerikalı yazar Malcolm Gladwell= ”10 bin saat kuralı” Bir meslekte yetkinliğe ulaşmak için gereken süredir ve iş hayatında başarılı olmanın unsurlarından biri olarak görülür.
  • Bütün büyük fikirlerin yaşama şansını hak ettiğine inanıyorum.
  • Sunum ”toplum önünde konuşmak” değildir. Forum’un basamaklarını tırmanıp sesimizi gürleştirerek bir konuşma yapmak değildir. Sunum bir tartışma değildir. Bir demeç değildir. Bir sohbettir. Sadece konuşmanın çoğunu sizin yaptığınız bir sohbet. İşin püf noktası basitçe sunum yaptığınız kişilerle konuştuğunuzu, onlarla fikirlerinizi paylaştığınızı fark etmenizdir. Tartışmıyorsunuz. Bir şey satmıyorsunuz. Sohbet ediyorsunuz. Onlara bir hediye veriyorsunuz.
  • Size sunumu bir fırsat olarak görmenizi öneriyorum. Düşüncelerinizi karşınızdaki kitleyle paylaşma fırsatı, onlara kendinizi hediye etme fırsatı… Sunum, kendinizi onlarla paylaşma fırsatıdır.
  • Eğer bir fikri ilk seferde satarsak, o işin mükemmel olma şansı çok daha fazladır.
  • Masanın diğer ucundaki insanın sizinle aynı şekilde hissetmesini sağlayamadığınız sürece, fikirlerinizin ne kadar iyi olduğu fark etmez.
  • En iyi sunumu yapan genellikle kazanır. Bundan kaçamazsınız. Bu ateşten korkan bir itfaiyeci olmak gibidir. Olmaz. Bununla şimdi yüzleşin ve bu konuda önce iyi olmaya bakın. Sonra da mükemmelleşin.
  • Sunumu ne kadar çok insan izliyor olursa olsun, sadece tek bir kişiyle konuşuyormuş gibi düşünmeliyiz. Bunu düşünmenin iyi bir yolu kendinizi bir restoranda bir arkadaşınızla günün nasıl geçtiği hakkında konuşuyormuş gibi hayal etmektir.
  • Sizden sadece bir tane var. Kelimenin tam anlamıyla biriciksiniz. Karşınızdaki insanlar ekranı okumak veya yazı tahtalarınıza ya da diğer görsel malzemelerinize bakmak için orada değiller, sizi dinlemek için oradalar.
  • Gerçekler onları etkileyebilir fakat duygular onları ikna eder. Duygusal bir temas kurmalıyız.
  • Harika işleri satmanın sırrı, işi satmadan önce işin fikrini satmaktır… Onlara önce fikri satmalısınız ki uygulamayı satın alsınlar.
  • Hepimizin kullanılmayı bekleyen özelliklerimiz var. Tek yapmamız gereken onları kullanacak güveni bulmamız.
  • Aslında gerginlik duygusuyla baş etmenin yolu onu adrenaline kanalize etmektir. Duygularınızın sizi heyecanla doldurmasına izin verin. Heyecan duygusunun keyfine varın.
  • Farklı şeyler deneyin. Deneyler yapmaya devam edin. Sonunda neyin işinize yaradığını keşfedeceksiniz. Bir tarza ulaştığınızda onu sahiplenin. Onu değiştirmeyin.
  • Tarzınızı değiştirmeyin. Sizi siz yapan o. Ve aradığımız şey de o.
  • Endişeye karşı en kesin savunma budur: Konunuza hakim olmak. Sunum hastalıklarını konuya hakim olmak kadar hiçbir şey iyileştiremez.
  • Ezberlemeyin. Bu başınızı belaya sokar. Ezberlediğiniz cümlelerden birinin kilit bir kelimesini unutursunuz. Ardından da sunuma devam edemezsiniz, çünkü materyali değil sadece ezberlediğiniz kelimeleri biliyorsunuzdur.
  • Müşteriler işlerini önemseyen zeki insanlarla çalışmak isterler. Havalı reklamlar yapanlarla değil.
  • Bir fikrin diğerinden daha iyi olduğunu karşınızdaki insanlara net bir şekilde anlatamadığınız sürece, kimse o fikrin diğerinden daha iyi olup olmadığını bilemez.
  • Söylediklerinizin çoğunu unutacak da olsalar, söyledikleriniz hakkında ne düşündüklerini hatırlayacaklar.
  • Sadece neye inandığımızı değil, gerçekten ne hissettiğimizi de göstermeliyiz.
  • Profesyonellik ne kadar gerekli olsa da ‘profesyonel‘ olmamalıyız. ‘Sunum kişiliğimiz’e bürünüp Robot Konuşmacı‘ya dönüşmemeliyiz.
  • Doğruyu söyleyin. Kendi doğrunuzu. Karşınızdaki insanlara inanmadığınız bir şey söylemeyin.
  • Ne zaman karmaşık ile basit arasında bir seçim yapmanız gerekse, basiti seçin. 
  • Çoğu kişi müşteriye yaptığımız her şeyi gösterirsek ne kadar çok çalıştığımızı göreceklerini ve böylelikle de bizi seveceklerini düşünür. Hayır, sevmeyecekler. Tabii sunumun amacı gerçekten de müşteriye ne kadar çok iş yaptığımızı göstermek değilse. Ki bu nadiren böyledir.
  • Sunum kötü oyuncuların olduğu bir film gibidir. Sahici değildir ve sunum yaptığınız kişiler söylediklerinizi dikkate almazlar. Ezberlenmiş, mükemmel konuşmayı yapmaktansa yürekten konuşmak, kendi kelimelerinizi bulmaya çalışmak, hatta ara sıra hata yapmak çok daha iyidir.
  • Öyle bir şey söyleyin ki sonrasında gelecekleri duymak isteyelim.
  • İş dünyasındaki en iyi sunumları yapanlar mümkün olduğu kadar çok prova yaparlar. Steve Jobs, MacWorld konuşmalarının en az 3 hafta boyunca provasını yapar.
  • İşler kötüye gidiyor gibi görünse bile kararlığınızı sürdürdüğünüz ve devam ettiğiniz sürece yine de kazanabilirsiniz. 
  • İnsanların karşısına geçip de sunum yapmanın en zor yanı, başlamaktır.
  • Nasıl başlamalıyız? Hiçbir şey demeyerek. Aynen öyle. Konuşma sırası size geldiğinde sadece sunum yaptığınız kişilere bakın. Biriyle göz teması kurun. Gülümseyin ve birkaç saniye sessiz kalın. Oradaki herkes size bakıyor olacak. Bu da bizim asıl istediğimiz şey. Sessiz kalarak pek çok şeyi aynı anda başarıyorsunuz. Az önce de dediğimiz gibi aslında hiçbir şey yapmadan ilgilerini çekiyorsunuz. Bir aralık yaratıyorsunuz ki bu da karşınızdaki kişilere yeni bir şeyin başlamakta olduğu fikrini vermemiz gerektiği için gerekli. Az önce olan şey bitti. Şimdi sıra sizde.
  • Salon ya da oda sessiz olduğunda ve herkesin ilgisi üzerinizde olduğunda başlamalısınız.
  • Önemli bir şey söyleceğiniz zaman birine bakıyor olmalısınız.
  • Eğer müşterinin veya potansiyel müşterinin sizden yapmanızı beklediği şeyi yaparsanız hayal kırıklığına uğrarlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir