Inside Bill’s Brain: Decoding Bill Gates [Notlarım]

Netflix‘te bu belgeseli izlemeye karar verdiğim zaman, Microsoft, teknoloji dünyası vb. gibi konulara değinileceğini düşünüyordum. İlk bölüm düşündüğüm gibi olmadı. Bill Gates‘in hayatını farklı bir yerden anlatmaya başladılar. Biraz çocukluğundan, biraz da kurdukları vakıfta üzerine eğildikleri bir konudan bahsedildi.

Kurdukları vakıf ne diye sorarsanız, Bill Gates eşi Melinda ile birlikte günümüzün en büyük vakfını kurdu. Bu vakıf; ABD eğitim sistemine, kadınlara ve aile planlamasına yılda yaklaşık 5 milyar dolar harcıyor. HIV hastalarına antiviral ilaç temini, yoksul çocuklara aşı gibi birçok misyonu üstleniyor.

Belgeselin ilk bölümündeki konu da yine vakfın üstlendiği misyonlardan birini anlatıyor. Bill Gates, dünyadaki tüm çocuklara eşit davranılmasını sağlamak istiyor. Bu yüzden 3. dünya ülkelerinde suyun hala ölümcül bir içecek olması ve suya karışan lağım sebebiyle ölümcül ishalden ölen birçok çocuğun bulunmasıyla ilgili okudukları makaleden yola çıkarak bu işin üzerine eğiliyorlar.

Bill Gates ve eşi, tüm dünyada kirli içme suyunu yok etmek için yeni bir düşünce yapısıyla yola çıkıyor ve bu konuda çalışacak insanlar aramaya başlıyorlar. Birilerinin bu konu üzerine eğilmesi gerekiyor, çünkü her gün bir sürü çocuk bu yüzden ölüyor.

Bir sürü araştırma ve çalışmadan sonra, dünyadaki tuvalet sorununu çözmek için kendilerini sıhhi tesisat devriminin eşiğinde buluyorlar.

Hatta Bill Gates ”Teknolojiden Tuvalate…” başlıklarıyla gazete manşetlerini süslemeye başlıyor. 🙂

Vakfın önderliğinde, tüm dünyada kirli içme suyunu yok etmeye yönelik inovatif birçok çalışma yapılıyor. Yapılan çalışamalardaki tuvaletlerin çoğu elektrik ve su tesisatı gerektirmiyor. Eski tuvaletleri tamamen tarihe gömmeye hazırlar. Fakat maliyet konusu tabii ki sıkıntı. Çünkü bu tuvaletlerin sadece bir tanesinin maliyeti 50 bin dolar. Bill Gates 500 dolardan ucuza mal olması gerektiğini düşünüyor.

Kasım 2018’de dünyanın en büyük üreticilerinden olan Lixil, Bill’in tuvaletlerinden birini geliştireceğini açıklıyor ve süreç başlıyor.

Bugün Dakar’da OmniProcessor, şehrin dışkı çamurunun üçte birini arıtıyor ve temiz, içilebilir su üretiyor.

Bunların dışında belgeselin ilk bölümünden Bill Gates ile ilgili bazı detayları alıntı yaptım.

  • Bill Gates 2008’de Microsoft’un yönetiminden ayrıldığında, serveti 58 milyar dolardan fazlaydı. Bu serveti, bilgisayar yazılımı, iletişim sistemleri, elektronik tablolar ve internet sayesinde kazandı.
  • En büyük korkun ne sorusuna verdiği yanıt: ‘‘Beynimin çalışmayı durdurmasını istemem.”

  • Hayatımda tanıdığım, yeni şeyler öğrenmekten en çok sevinç duyan insan. Bir konuda bir kitap okumaz. Bir konuda 5 kitap falan okur. Birçoğu her ölümlünün okuyabileceğinden ağırdır. Çok hızlı okur ve çok iyi sentez yapar. En inanılmaz olanı ise, o konu hakkında konuştuğu kişiden neredeyse her zaman daha çok şey biliyor olur. İnanılmaz. (Mike Slade – Microsoft, Eski Pazarlama Direktörü)
  • Her toplantısına tamı tamına zamanında girer. Asla kaçırmaz. Zaman daha fazlasını satın alamayacağı tek şey. Kısıtlı bir kaynak. Sınırlı. Bizim gibi onun da günde sadece 24 saati var. (Lauren Jiloty – Gates Ventures)

  • Birlikte tatile çıktığımızda 14 kitap okudu. Saatte 150 sayfa okumak bir yetenek. Yüzde 90’ını aklına yazdığını düşünüyorum. Bu epey olağanüstü. (Bernie Noe – Arkadaşı)
  • Hayatının en kötü günü neydi, sorusuna verdiği yanıt: Annemin öldüğü gün. 

2. Bölüm

Bu bölümde Bill Gates’in okul hayatı, kodlamaya nasıl başladığı, Paul Allen ile ilişkisi ve çocuk felciyle mücadelesi anlatılmış.

Bill ve Melinda 10 yılda çocuk felcini ortadan kaldırmak için milyarlarca dolar harcamışlar, fakat durumun bu kadar zor olacağını tahmin etmemişler. Düşünseniz ya, gelişmemiş bir ülkede çocuklar için bir şeyler yapmaya çalışıyorsunuz ama insanlar size şüphe ile yaklaşıyor.

Neden mi?

Nedene gerek yok. Batılı olmanız yeterli.

Durum böyle olunca dini liderler söylentiler yaymaya başlıyor tabii. Batılı ulusların aşıları çocukları kısırlaştırmak için yaptığını ve bunları destekleyenlerin çağdaş Hitler olduğunu dile getiriyorlar. Kampanyalar bir bir durduruluyor.

Gel zaman git zaman, 2010’da çocuk felcini yok etmeye çok yaklaşılsa da, bu dönemde Nijerya’yı yeni bir terör dalgası sardığı için yine her şey tepetaklak oluyor. Çünkü bu grup bilgi akışını kesmek de dahil olmak üzere zorbalığa başlıyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi kurulan tüm sistemlere rağmen çocuk felci vakaları hala görülmeye devam ediyor. Terörist grubun çocuk felci ile ilgilenen gönüllüleri, aşı ekiplerini vs. herkesi katletmeye başlaması da cabası.

Yine klasik söylemlerle, Bill’e, bunlara değmez, demeye başlıyorlar. Çocuk felcinin asla yok edilemeyeceğini dile getiriyorlar. Fakat Bill Gates 2013’te önemli bir risk alarak, oyun sonu stratejik planını açıklıyor. Bill ve ortak organizasyonlar çocuk felcini 6 ay içinde yok etmeyi planladıklarını duyuruyor. Bunu yapmak için yaklaşık 6 milyar dolar harcayacaklar. Çok büyük bir rakam. Bu yüzden Bill arkadaşlarından yardım istiyor ve Warren Buffet servetinin çok büyük bir yüzdesini vakfa bağışlıyor.

2018’de dünyanın dört bir yanında 33 yeni çocuk felci vakası bildirilse de, Bill’in vazgeçmeye niyeti yok.  Bedeli ne olursa olsun. 

Bunların dışında belgeselin ikinci bölümünden bazı detayları alıntı yaptım.

  • Beynini nasıl tanımlarsınız, sorusuna eşi Melinda‘nın verdiği cevap: İçinde çok fazla karmaşıklık var. Kaos! O beynin içinde olmak istemezdim. Neden? İçinde her zaman çok fazla şey var.
  • Doğru arkadaşlara sahip olmak oldukça önemli. Normalde olamayacağın kadar iyi biri olmanı sağlarlarsa, en büyük hediye budur. (Warren Buffet)
  • Warren on yıllarca tarihin en büyük servetlerinden birini edindikten sonra, bunun yarısından fazlasını, 31 milyar dolarını Bill ve Melinda’nın vakfına bağışladı.

3. Bölüm

Bu bölümde konumuz: İklim değişikliği ve enerji.

Son 25 yılda nükleer enerjide bir inovasyon yapılmadığı için Bill Gates kamuoyunun aksine enerji konusuna farklı yaklaşıyor. ”Nükleer santralleri daha iyi yapabilir miyiz?” düşüncesiyle yola çıkıyor ve uzun süren bir ekip çalışması sonucu, nihayet ideal enerji kaynağını geliştirdiklerine inanıyor. Temiz bir reaktör. Etkin ve en önemlisi de güvenli…

Sonrasında Japonya’da nükleer enerji konusunda çıkan haberlerle, tam da zamanında, zaten gergin olan kamuoyu tamamen nükleer enerji aleyhine dönüyor. Fakat Bill Gates ürettikleri teknolojinin, enerji üretmenin yeni bir yolu olduğunu düşündüğü için vazgeçmiyor. Ona göre bu teknoloji; sıfır sera gazı, çok güvenli ve ekonomik.

Maliyetleri daha aşağıya çekmek için Çin’le uzun yıllar süren görüşmelere başlıyorlar. Tam ilerleme kaydetmişlerken….

Ne mi oluyor?

Çin’le şiddeti artan bir ticaret anlaşmazlığı… 🙂

Bakalım ilerleyen günler ne gösterecek. Bunların dışında belgeselin üçüncü bölümünden bazı detayları alıntı yaptım.

  • Bill ile ilgili eleştirilerden en haklı olanı: Teknolojinin her şeyi çözeceğini sanan bir teknoloji hayranı.
  • Son soru: Tuvaletler. Umut verici ama pahalı. Çocuk felci. Milyonlarca dolar harcandı ve bu yıl vaka sayısı arttı. TerraPower. Çin’le anlaşman suya düştü. Zor olacağını kabul et. ”Bu aşırı zor.” dediğin bir kısım var mı? Bazen, ”Vazgeçelim.” demem gerekiyor. Bazen de, ”Daha çok çalışmam gerekiyor.” demelisin. Bill çok zor bir şeyle karşılaştığında, hep aynı yanıtı veriyor: ”Daha çok çalış.”
  • Bugün otobüs çarpsa ve ölsen, ”Keşke yapsaydım, yapmış olsaydım dediğin şey nedir?” sorusuna ise, ”Melinda’ya teşekkür etmek.” cevabını veriyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir