Whole Foods Nasıl  13 Milyar Dolarlık Bir Şirket Oldu?

Whole Foods Nasıl 13 Milyar Dolarlık Bir Şirket Oldu?

Ben organik adı altında satışı yapılan ürünlere karşıyım. Karşıyım dediğim için yanlış anlamayın. Bambaşka bir şey söyleyeceğim. 🙂 Zaten sağlık açısından ürünlerin organik olması gerekmiyor mu? Bir de bunu organik adı altında fahiş fiyatlara satmaları… Asıl rahatsızlığım bu!

Organik ürün üretmek daha maliyetli ve zor bunu da biliyorum. Çok acı ama konu günün sonunda şuna bağlanıyor. Dünya nüfusu çok fazla. Herkesin organik beslenebileceği bir kaynak yok. Herkesi doyurmak için basıyoruz ilacı diyorlar. Artık doğrusu yanlışı tartışılır!

Yukarda bahsettiklerim Netflix’te belgesel olacak türden. Araştırırken büyüme hormonu verilen hayvanlara içinizin cız etmemesi mümkün değil, ama durumu daha fazla dramatize etmeden konuya dönüyorum.

Anlatmaya önce Whole Foods‘la başlayacağım. Beğenmezseniz içindekiler bölümüne gelin, oradan organik tarım hakkında bilgi alabileceğiniz soruların olduğu alana atlayın. Kaynaklara da yazı sonunda ulaşabilirsiniz.

Whole Foods Hakkında Genel Bilgi

10 sene önce olsa belki zordu ama bugün organik ürünler bulmak her zamankinden daha kolay. Her hafta organik tarım üretimi, sağlıklı sebze ve meyveler alabileceğiniz bir sürü organik pazar kuruluyor. Bu pazarların taleplerinden anlaşılıyor ki, organik gıda üretimi günümüz tüketicileri için oldukça önemli.

Şu an organik ürünlere ulaşmak kolay dedik. Biraz geçmişe gidersek, özellikle şehirlerde yaşayan insanlar için organik ürünler bulmak kolay değildi. Eee bu açığı birinin görmesi gerekiyordu. 1970’lerin sonlarında bir şirket, gıdaya karşı değişen tutumlardan ve yerel tarım hakkındaki fırsatlardan yararlanmak için pazardaki fırsatı gördü. Tabii ki şirketin adı: Whole Foods’du. (Gönül isterdiki beklenmedik bir dizi finali gibi yapabileyim. Başka bir marka yazayım ve neden bahsediyor bu deyin. 🙂 Ama zaten yeterince uzun bir yazı, o yüzden kısa kesiyorum.)

1978’de Austin, Teksas’ta kurulan sağlıklı ürünler satan bir gıda marketi olan şirket, hepimizin bildiği gibi zaman içinde ABD’deki en büyük organik marketlerden biri haline geldi. Organik ürünlerin artan popülaritesinde ve etik kaynaklı farkındalığında önemli bir rol oynadı.

**Bundan sonraki kısmı görmüşüm gibi anlatacağım. -Mış,- miş olduğu zaman çok masal havası veriyor.

İlgili İçerik: Netflix 22 Yılda Nasıl 100+ Milyar Dolarlık Bir Şirket Oldu?

1980–2002: İddialı Alımlar, Organik Büyüme

Whole Foods hikayesi 1980’de başlamış olmasına rağmen, John Mackey ve Renee Lawson Hardy, 1978 yılında Teksas, Austin’de SaferWay Natural Foods‘u açtılar.

O zaman, ticari gıda perakendeciliği manzarası büyük bir değişim geçiriyordu. Savaş sonrası yirmi yıl süren hızlı ekonomik büyüme sayesinde süpermarketler Amerika’nın çoğunda tanıdık bir manzara haline gelmişti. Alışveriş yapanlar, süpermarketlerin beraberinde getirdiği dondurulmuş ve hazır ambalajlı hazır gıdalara alışmıştı. Her gün, ülkenin dört bir yanındaki kasaba ve şehirlerde, her biri bir öncekinden daha büyük görünen yeni süpermarketler açıldı.Bu bana başka bir ülkeyi hatırlattı, ama neyse. 🙂

Mackey ve Lawson Hardy, dükkanlarını açtıklarında sadece 25 ve 21 yaşındaydılar. Çift, işleri için arkadaşlarından ve ailelerinden yaklaşık 45.000 dolar ödünç aldı. 1980 yılında SaferWay Natural Foods başka bir yerel gıda mağazası olan Clarksville Natural Grocery ve Whole Foods Market ile birleşti. Fakat Mackey ve Lawson Hardy, birleşme ile başka bir bakkal işletmeye başlamadı. Onlar, insanların gıda ve toplumdaki rolü hakkındaki düşüncelerini değiştirmek istediler. Çift, sanayileşmiş çiftliklerden ticari pestisitlerle dolu hazır meyve ve sebzeleri tedarik etmek yerine, Austin bölgesinden yerel çiftçilerle ortaklık kurdu. İşlerinin temel kimliği buydu ve sonraki yirmi yıl boyunca Whole Foods’un büyümesinin çoğunu yönlendirecek olan benzersiz değer önerisi de bu olacaktı.

Tabii ki, hiçbir başarısı hikayesi bir yerlerde büyük ve zorlu bir olay olmadan tamamlanmaz. Büyüyen her işletme ilk günlerinde zorluklarla karşılaşır. Ancak, her şirket tüm işin batmasına neden olacak bir felaketle karşı karşıya kalmaz. Whole Foods, açılışından bir yıldan az bir süre sonra tam olarak böyle bir felaketle karşılaştı. 1981 Anma Günü’nde (Memorial Day), Austin’de büyük bir sel felaketi oldu. Sel suları çekilince, 13 kişi hayatını kaybetti ve zararın yaklaşık 35 milyon dolar olduğu tahmin edildi (2018 yılı baz alınırsa, yaklaşık 88 milyon dolar).

Selden kaynaklı olarak dükkan su altında kaldı ve mağazanın envanterinin tamamı harap oldu. Sigortası bile olmayan Whole Foods’un toplam hasarı 400.000 doları aştı. Mackey ve Lawson Hardy’nin rüyası daha başlamadan bitti denebilir.

Dizi olsa belki heyecanlı olurdu. 🙂 Ama hikayenin böyle bitmediğini hepimiz biliyoruz. Sel baskınına tepki olarak, mağazayı kurtarmak için herkes çabaladı. Komşular mağazayı temizlemeye yardımcı oldu. Alacaklılar ve satıcılar, Mackey ve Lawson Hardy’ye ödemeler için zaman tanıdu. İnanılması güç ama Whole Foods, selden sadece 28 gün sonra yeniden açıldı.

Ekip üyelerimiz birbirine yaklaştı, müşterilerimize olan bağlılığımız büyük ölçüde derinleşti ve insanların yaşamlarında gerçekten önemli bir fark yarattığımızı anladık. Eğer tüm paydaşlarımız şirketimizi önemsememiş ve destek için bir araya gelmemiş olsaydı, Whole Foods Market’in varlığı sona ererdi.
– John Mackey, Kurucu Ortak, Whole Foods Market

Ekip üyelerinin sele tepkisi Whole Foods hikayesinin önemli bir parçası olmasına rağmen, bu hikaye başka bir nedenden dolayı daha dikkat çekici. Felaket, Mackey ve Lawson Hardy’in vizyonunun işe yaradığını kanıtladı. Whole Foods Market başka bir süpermarketin sadece bir kolu değildi. İnsanlarla, 70 yıl içinde Austin’i vurabilecek en kötü selden kurtulmasını sağlayacak bir bağ kurmuştu. Bir yıldan daha az bir sürede Whole Foods Market, toplumun dokusunun hayati bir parçası haline geldi.

Whole Foods Market, selden her zamankinden daha güçlü bir şekilde çıktı. Ancak Mackey ve Lawson Hardy, ilk Whole Foods Market’in açılışını finanse etmek için aile ve arkadaşlarının cömertliğine güvenmişlerdi. Fakat bunu tekrar yapamazlardı. Büyümek istiyorlarsa, genişleme planlarını yeniden çizmek zorunda kalacaklardı. 1984’te Whole Foods Market’in Houston, Texas’taki ikinci konumunu açtıklarında yaptıkları şey buydu. Houston mağazasının açılmasından sadece bir yıl sonra Whole Foods Market’in 600’den fazla çalışanı vardı. Houston’da kapılarını açtıktan kısa bir süre sonra Whole Foods Market, Teksas, Dallas’ta üçüncü bir yer açtı.

1988’de Mackey ve Lawson Hardy, daha çok büyümek istiyorlardı. İddialı büyüme planlarını gerçekleştirmek için Mackey, yatırım finansmanı için risk sermayecilerine yaklaşmaya başladı. Birbiri ardına reddedildiler. Yatırımcılar, süpermarketlerdeki işlenmiş dondurulmuş gıdalara anlamlı bir alternatif olarak tanımlanan büyük potansiyel pazarı göremiyorlardı.

Hatta bir yatırımcı şunu söylemiş. Düşman başına… 🙂 Bir girişimciye en son söylenecek söz.

Biliyor musun John, oldukça iyi bir işin olduğunu görüyorum. Tüm mağazalarına baktım, tıpkı bir grup hippi gibi ve sen hippilere yiyecek satıyorsun. Bunun çok büyük bir pazar olduğunu düşünmüyorum.

Zaten her başarılı girişimde işe taş koymaya çalışan bir Erol Taş olur. Hulusi Kentmen gibi size kucak açacak değiller ya. 🙂

2002–2012 Büyüme

2002 itibariyle Whole Foods, 2.7 milyar dolardan fazla mali satış gerçekleştirdi. Şirket, Amerika Birleşik Devletleri dışındaki ilk Whole Foods olan Toronto’da ilk mağazasını açtı. Şirket hızla büyüyordu. Whole Foods’un büyümesindeki bir sonraki aşama, özgün benzersiz değer önerisinin daha geniş ve daha açık bir şekilde tanımlanmış kurumsal misyona dönüşmesiydi.

Whole Foods tüm doğal market zincirlerini yutmaya devam ederken, şirket orijinal benzersiz değer tekliflerini nasıl genişletilebileceğini düşünmeye başladı. Whole Foods mağazaları büyümekle kalmıyor, aynı zamanda yeşile dönmeye başlıyordu. 2002 yılında Whole Foods, Kaliforniya, Berkeley’deki mağazasının çatısına fotovoltaik paneller monte ederek, Whole Foods’u güneş enerjisini kullanan ABD’deki ilk ulusal gıda perakendecisi yaptı. Ertesi yıl Whole Foods, ülkedeki ilk sertifikalı organik market oldu ve Atlantik’in ortasındaki mağazalarının çoğuna rüzgar enerjisi sağlamaya başladı. Farkındalık yarattığı konularla ilgili tabii çok fazla ödül almış.

Whole Foods sadece iyi organik yiyecekler ile ilgili değildi, aynı zamanda yağmur ormanlarını korumak, okyanusları korumak ve karbon ayak izlerini azaltmakla da ilgiliydi. Whole Foods başka bir süpermarket zinciri olmak istemiyordu. Sosyal ve çevreye duyarlı tüketiciler için bir süpermarket olmak istiyordu. Whole Foods’da alışveriş yapmak bir market seçmekle ilgili değildi. Bir yaşam tarzı seçmekle ilgiliydi.

Zincirin gelişen kimlik krizine rağmen Whole Foods büyümeye devam etti. Whole Foods, son on yılda sadece bir market zinciri olarak büyümemişti; aynı zamanda bir marka olarak da büyümüştü. Whole Foods’ın etik kaynaklı organik yiyecekleri satma misyonu, tüketicilerle güçlü bir şekilde yankılanıyordu ve bu da daha fazla büyüme sağladı. Whole Foods’un hızla büyüyen bir sektörde etkili bir perakende markası olma konumunu güçlendirdi. Whole Foods’ın yapması gereken şey, mesajını tamamen yeni nesil bilinçli tüketicilere iletmekti.

2012’den Günümüze Whole Foods

2012 yılına gelindiğinde Whole Foods, şirketin 32 yıllık tarihindeki en iyi yılı yaşıyordu. Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Birleşik Krallık’ta 335 Whole Foods mağazası vardı. Net satışlar 11.7 milyar dolar olarak gerçekleşti. Şirket art arda 11 çeyrek büyüme kaydetti. Whole Foods’un hisse fiyatı, tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.. Bu iddialı büyümeyi sürdürmek için Whole Foods’un organik mesajı ile yeni nesil tüketicilere ulaşması gerekiyordu.

2012 Whole Foods için inanılmaz bir yıl olsa da, şirketin olumsuzlukları da dikkat çekmeye başlamıştı. Whole Foods, ürünlerinin kalitesiyle ün yapmıştı. Ne yazık ki, zincir tartışmalı olarak yüksek fiyatları ile de biliniyordu.

Whole Foods, birçok girişimin yaptığı bir hataya düşmüştü. İşinin diğer unsurlarını ihmal ederek neredeyse tamamen büyümeye odaklanıyordu. Hemen hemen her süpermarket zinciri ve toptancısı organik ürünleri agresif bir şekilde zorluyordu, bu da maliyetleri düşürdü. Tüketiciler her zamankinden daha fazla seçeneğe sahipti. Bu durum Whole Foods’un benzersiz değer teklifini önemli ölçüde zayıflattı.

Whole Foods’ın zincir olarak sorunları 2012’de başlamış olmasına rağmen, artan rekabet son zamanlarda yaşanan bir gelişme değildi. Birçok analiste göre, Whole Foods, 2006 yılından bu yana organik ürün dikeyine yeni girenlerin meydan okumasına karşı hassastı.

Şirket rekabeti savuşturmak için mücadele ederken, 2000’li yıllarda egemenliğini artırmasına yardımcı olan çevresel ve sosyal sorunlara yatırım yapmaya devam etti. 2013 yılında Whole Foods, genetiği değiştirilmiş organizmalar içeren ürünlerin etiketlenmesi konusunda tam şeffaflık politikası benimsedi. Bununla birlikte, Whole Foods bir zamanlar gıda perakendeciliği sektöründe bir lider olarak görülmesine rağmen, şu anda durum böyle değildi.

Whole Foods’un genç müşterileri çekmek için aldığı çeşitli önlemlerden ilki, 2014’te Apple Pay’ı bir ödeme yöntemi olarak kabul etmeye başlaması oldu. Aynı yıl ABD’deki 15 metropol alana bir saatte teslimat sağlamak için Instacart ile ortaklık kurdu. Her iki gelişme de birçok Whole Foods müşterisine kolaylık sağlamak için yapılmıştı. Ama bu, Whole Foods’u proaktif bir yenilikçi yapmadı.

Eee tabii artık bunlar yeterli olmuyordu. 2014 yılında Whole Foods, ülke çapında eşi görülmemiş bir reklam kampanyası başlattı. Kampanya, Whole Foods’ın bugüne kadar ülke çapında başlattığı ilk reklam kampanyasıydı ve maliyeti 15 – 20 milyon dolar arasındaydı.

2005 – 2015 yılları arasında ABD’deki organik gıda satışları sadece 2015 yılında %209 oranında artarak 43 milyar dolara ulaştı. Aynı yıl, Whole Foods mağaza satışlarında, 2009’dan bu yana ilk kez düşüş olduğunu bildirdi. Şirketin hisse değeri %40 düştü.

Whole Foods, herkesten önce küçük ama büyüyen bir pazarı tanımlamış ve hedeflemişti. Modern süpermarketlerin rahatlığını ve kolaylığını, doğal gıda mağazasının rustik cazibesi ve özgünlüğü ile birleştirdi. Çoğu süpermarketin dondurulmuş hazır gıdalara öncelik verdiği bir zamanda kaliteye odaklandı. Şirketin en büyük hatalarından biri, fiyatlandırma oldu. Şirket fiyatlandırmanın hala ne kadar göze çarpan bir güvenlik açığı olduğunu ve bunun Whole Foods markası üzerinde ne gibi bir etkisi olacağını fark etmiyordu.

Fiyatlandırma ile ilgili hatalarını gördüklerinde ise, insanların odağını Whole Foods’un fiyatlandırmasından uzaklaştırmaya, piyasadaki fiyatları serbest bırakmaya ve fiyatları düşürmeye başladılar. Ancak bu tedbirin bile Whole Foods’un sorunları üzerinde çok az etkisi oldu. Şubat 2017’de satışların art arda altı çeyrek düşüşünün ardından Whole Foods, ABD’de Chicago’da bir konumun yanı sıra Arizona, California, Colorado, Georgia, New Mexico ve Utah’daki mağazalar da dahil olmak üzere dokuz mağazayı kapattı. Şirket, 2008’den bu yana ilk kez aktif olarak küçülüyordu.

Zincir, 2017 yılında etik kaynaklı ürünlere yatırım yapmaya devam etse de, satışlar düşmeye devam etti ve artan spekülasyonları arasında, Amazon Whole Foods’u 13.7 milyar dolara satın aldığını açıklandı.

Sağlıklı ve organik gıdaları herkes için uygun fiyatlı yapmaya kararlıyız. Herkes Whole Foods Market kalitesini yiyebilmelidir. Whole Foods Market’in uzun zamandır en yüksek standartlara olan bağlılığından ödün vermeden fiyatları düşüreceğiz.
– Jeff Wilke, CEO, Amazon Worldwide Consumer

Haber yayınlandıktan kısa bir süre sonra, bazı analistler Amazon’un Whole Foods gibi sosyal ve çevreye duyarlı bir perakendeci için sağlam bir ideolojik uyum olup olmadığını sorgulamaya başladı.

Amazon’un Whole Foods’u satın alması ideoloji ile ilgili değildi. Amazon’un yoğun rekabet gücüne sahip bir sektöre anında girme ihtiyacıyla ilgiliydi. Amazon için zamanlama daha iyi olamazdı. Whole Foods hızlı bir şekilde batıyordu, dönecek hiçbir yeri yoktu. Whole Foods’un satın alınmasıyla Amazon, diğer her şey için alışveriş yapma şeklimiz olduğu gibi, marketler için de alışveriş yapma şeklimizin ayrılmaz bir parçası olarak kendini konumlandırırdı. 2025 yılına kadar beş kat büyüyecek online market dikeyi düşünüldüğünde, Amazon’un Whole Foods’u satın alması çok mantıklı. Eylül – Aralık 2017 döneminde AmazonFresh’teki satışlar %35 artarak 135 milyon dolara yükseldi ve Amazon’un Whole Foods’u satın almasının ne kadar stratejik bir hamle olduğu kısa sürede görüldü.

Sadece bu da değil. Whole Foods’un ağırlıklı olarak kentsel ve üst sınıf lokasyonları Amazon’un ülke çapında yaygın dağıtım ağı için mükemmel bir fırsattır. Marketler tamamen boş olsa bile, konumları marketler kadar değerli olacaktı. Market dağıtım işi için özel dağıtım merkezleri kurmak yerine, Amazon’un tek yapması gereken Whole Foods konumlarını güçlendirmekti. Amazon, ABD’deki çeşitli şehirlerde Whole Foods mağazalarından Prime abonelerine ücretsiz, iki saatlik teslimat hizmeti sunmaya başladı.

Organik Tarım İle İlgili En Merak Edilen Sorular

1- Whole Foods nedir?

Whole Foods, 1980’de Austin, Teksas’ta kurulan sağlıklı ürünler satan bir gıda marketidir. Süpermarketlerdeki dondurulmuş ve sağlıksız gıdalara karşı, organik ve taze ürünleri tüketicilerle buluşturmayı amaçlamıştır.

Amazon 2017’de Whole Foods’u 13.7 milyar dolara satın almıştır.

2- Organik gıda nedir?

Organik gıda ürünleri, tarım ürünlerinin yetiştirilme ve işlenme biçimini ifade eder. Organik  gıda ürünlerinin kimyasallar, böcek ilaçları ve diğer doğal olmayan maddeler kullanılmadan yetiştirildiği düşünülmektedir.

3- Organik gıda ürünleri nasıl üretilir?

Organik et, yumurta ve süt ürünleri antibiyotik veya büyüme hormonu verilmeyen hayvanlardan gelir. Organik gıdaların ise çoğu geleneksel pestisit kullanılmadan üretilir.

4- Organik tarım fikrini kim buldu?

“Organik tarım” terimi 1940 yılında Lord Northbourne tarafından üretilmiştir. Fakat organik hareketin başlangıcı 1800’lerin başına kadar uzanır.

5- Organik gıda ürünleri ve organik olmayan gıda ürünleri arasındaki farklar nelerdir?

  • Organik ürünler, doğal gübrelerle yetiştirilir. Organik olmayanlar, sentetik veya kimyasal gübrelerle yetiştirilir.
  • Organik ürünlerdeki yabani otlar doğal olarak kontrol edilir. Organik olmayanlar da, yabancı otlar kimyasal herbisitlerle kontrol edilir.
  • Organik ürünlerde zararlılar doğal yöntemlerle ve doğal olarak üretilmiş böcek ilaçları kullanılarak kontrol edilir. Organik olmayanlarda ise, sentetik böcek ilaçları ile kontrol edilir.
  • Canlı hayvanlara organik, hormonsuz ve GDO’suz yemler verilir. Organik olmayanlara GDO yeminin yanı sıra, daha hızlı büyümeleri için büyüme hormonu verilir.
  • Hastalık, temiz barınma, rotasyonel otlatma ve sağlıklı beslenme gibi doğal yöntemlerle önlenir. Hayvan hastalıklarını önlemek için antibiyotik ve ilaçlar kullanılır.

6- Neden organik ürünler satın almalıyım?

Ürün zevki, çevreye ilişkin endişeler ve genetik olarak tasarlanmış organizmalardan kaçınma arzusu, bazı tüketicileri organik ürün satın almaya yöneltiyor. Birçok insan kimyasal böcek ilacı içermeyen ve doğal gübrelerle yetiştirilen organik ürünlerini satın almak istiyor.  Bazıları ise, yeni ve farklı ürünleri denemeyi sevdiği için organik ürünlere yöneliyor.

7- Organik gıda ürünlerini satın almadan önce nelere dikkat etmeliyiz?

Organik ürünler satın almadan önce dikkat etmeniz gereken 3 ana konu vardır.

  • Organik gıda ürünlerini sezonunda satın alın 

Meyve ve sebze gibi doğal ürünlerin tadı en iyi mevsiminde alınır. Ayrıca mevsiminde alınan ürünler daha az maliyetlidir.

  • Organik gıda ürünleri online satın alın

Organik gıda ürünleri ile ilgili en iyi fırsatları yakalamanın yolu önce bu ürünlerin fiyatlarını online karşılaştırmak ve sonra en iyisini satın almaktır.

  • Gıda etiketlerini dikkatle okuyun

Çoğu zaman tüketiciler üreticiler tarafından aldatılıyor. Üreticiler, sadece organik kelimesini ekleyerek abur cuburlarını sağlıklı hale getirmeye çalışıyor. Bu nedenle, akıllı bir alıcının herhangi bir karar vermeden önce gıda etiketini dikkatlice okuması gerekiyor.

8- Hangi gıdalar mevcut organik standartlar kapsamındadır?

  • Meyve ve sebzeler, mantarlar dahil
  • Tahıllar
  • Bakliyat
  • Kuruyemiş ve tohumlar
  • Süt ürünleri ve yumurta
  • Hayvan yemi
  • Et ve kümes hayvanları

9- Popüler organik tarım ürünleri kategorileri nelerdir?

  • Meyveler sebzeler
  • Et ve süt ürünleri
  • Evcil hayvan gıda
  • Bebek mamaları

10- Amazon’da en çok satan organik gıda ürünleri nelerdir?

  • 24 Mantra Organic Sonamasuri Brown Rice (Esmer Pirinç)
  • Nutrus Green Coffee (Yeşil Kahve)
  • Pure & Sure Organic Ragi Flour (Ragi Unu)
  • True Elements Raw Chia Seeds (Ham Chia Tohumu)
  • Organica Organic Forest Honey (Organik Orman Balı)
  • Nourishyou Organic White Quinoa (Organik Beyaz Kinoa)
  • Urban Platter Flax Seeds (Keten Tohumu)
  • Pure & Sure Organic Coconut Oil (Organik Hindistan Cevizi Yağı)
  • Zealeo Organic Palm Sugar (Organik Hurma Şekeri)
  • Organic Tattva Turmeric Powder (Organik Zerdeçay Tozu)

11- Dünyada organik gıda pazar büyüklüğü ne kadar?

Zion tarafından yapılan bir pazar araştırmasına göre, küresel organik yiyecek ve içecek piyasası 2024 yılına kadar 323.56 milyar dolara ulaşacak.

Rapora göre, dünyadaki organik tarım pazarının büyüklüğü 2017 yılında yaklaşık 124,76 milyar dolardı.

12- Dünyada organik gıda tüketimine en çok para harcayan ülke hangisi?

İsviçre, kişi başına 337 dolar ile organik ürünlere en çok para harcayan ülke. Sıralamada Danimarka ve İsveç, İsviçre’yi takip eden ülkeler.

Organik tarım pazarına meraklı diğer ülkelerin listesi de aşağıdaki şekilde:

organik beslenen ülkeler

Kaynaklar: producthabits, globenewswire, nal, wikipedia, omafra, whfoods, hotdeals360 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir